Arda Yengeç

Arda Yengeç
Aile Günlüğü

Saturday, October 6, 2012

Libya

Oğlum Arda,

Biliyorum, biliyorum.. En son yazımdan beri çok zaman geçti. Bunca zaman içinde çok önemli ve kayda değer olaylar ve günler yaşandı. Malesef bu zamana kadar yazma fırsatı bulamadım. Ama geriye dönük mutlaka bir "toparlama" yazısı hazırlayacağım.

Bugün sadece hayatımızda önemli bir değişikliği bildirmek için yazıyorum. Ben şu an Libya'dayım. Libya'nın kuzey doğusundaki Tobruk şehrinde tam bir ay önce, 06.09.2012'de işe başladım. Annen ile benim uzun zamandır olmasını istediğimiz önemli bir olay bu. Süleyman Deden 25 yıldır Liby'nın Bingazi şehrinde çalışıyor. Sen büyüdüğünde artık emekli olmuş olacak. Ben çocukken onun bana sağlamış olduğu olanakları Allah nasip ederde ben de sana sağlayacağım. Buradaki işe de yine deden sayesinde girdim, İnşallah kimsenin yüzünü kara çıkartmadan uzun yıllar çalışırım.


Süleyman Dedenin Bingazi'deki ofisindeyken

Uzun yıllar önce, ben daha orta okula giderken yaz tatillerinde anneannen ve halanla berber dedenin kaldığı lojmana gelirtik. Burada yakın zamanda bir iç savaş oldu ve halk ayaklandı. Ayaklanma sırasında halk bir çok lojmana, eşyaya, arabaya, bulabildiği her şeye el koydu.


İç savaştan önce Bingazi'de kaldığımız apartman. Biz 2. katta kalıyorduk.


Resimde gördüğün hurda araba bir zamanlar babamın eski model Wolksvagen Golf marka arabasıydı. Nam-ı değer "Yeşil Şimşek" . Savaşta onu da bu hale getirmişler.

Şu an kaldığım yerde, yani Tobruk'ta, misafirhanede güzel bir odam var. Bir de televizyon ve uydu anteni aldım, burdan Türkiye'deki olayları da takip edebiliyorum. Şu an 35 yaşında olmama rağmen burada kalanlar arasında en genç çalışanlardan biriyim. Çalışanların hepsi konularında uzman profesyonel kişiler ve bana da ortama alışmam için yardımcı oluyorlar.


Çalıştığım yerden bir manzara

Evet oğlum. umuyorum burası ailemizin yaşam standardını arttırmak açısından çok faydalı olacak. Sizlerden ayrı kalmak zor geliyor olsa da izin günlerinde geçireceğimiz eğlenceli ve mutlu günleri düşündüğümde kendimi iyi hissediyorum.

Dediğim gibi, geçtiğimiz günlerdeki önemli olaylar için ayrıca bir yazı hazırlayacağım. Seni ve anneni çok seviyorum.

06.11.2012'de görüşmek üzere!

Wednesday, June 27, 2012

Çal Çoban Çal...

Oğlum Arda,

Hayatımızda mutlu ve neşeli anlar gibi hüzünlü ve acı anlarımız da oluyor. Bunun önüne geçemeyiz, yaşayıp tecrübe etmemiz gerekiyor.

Biz de 24.06.2012, Pazar günü en acı tecrübelerimizden birini yaşadık. Beni büyüten, seven, kollayan, benim iyi olmam için Allah'a dua eden Canım Anneannem Zeliha Göçer'i kaybettik.

Üzüntümü tarif etmem imkansız. Fakat iyi ve uzun bir hayat yaşadığını bilmek, hayata artık doymuş olduğunu kendi ağzından duymak ve vefat etmeden önce seninle tanışıp sevmesini görmek içimi biraz olsun rahatlatıyor.

Allah Aneannemi Cennetine Kabul Etsin. Allah Rahmet Eylesin.



Anneannem mükemmel hafızasıyla bizleri şaşırtırtı. 85 yaşında olmasına rağmen benim 5 defa dinleyip öğrenemediğim hikayeyi bıkmadan eksiksiz ve büyük bir zevkle anlatırdı. Hikayenin sadece başını bildiğim için internette arattım ve buldum. İşte bana son anlattığı hikaye:

http://www.bilgininadresi.net/Madde/15368/%C3%87al-%C3%87oban-%C3%87al

Çal Çoban Çal

Yıldırım Bayezid Han’ın en sevdiği oğlu Ertuğrul, Sivas’da vali olarak bulunuyordu.
Timur Han bütün İran’ı ele geçirip bir kasırga gibi Doğu Anadolu’ya girdi. Osmanlı Devletinin o zamanki en uzak noktası Sivas idi.
Timur, hızla Sivas’ı kuşattı ve teslim olmasını istedi. Fakat şehrin kumandanı olan Ertuğrul bunu reddedince şiddetli bir kuşatma başladı. İçeriden elde ettiği adamları, şehrin kapılarını gizlice Timur askerine açınca, Sivas Timur’un eline geçti. Ertuğrul ise bir avuç askeriyle çarpışa çarpışa şehid oldu.
Bu haber Yıldırım’a ulaşınca acılar içinde kaldı. Bir yandan Ertuğrul gibi bir oğul, diğer yandan Sivas gibi bir kalenin kaybı onu çok sarstı. Bu yüzden efkar dağıtmak için arasıra Uludağ sırtlarına doğru gezintiye çıkıyordu.
Yine birgün yanında veziri olduğu halde dağ eteklerine çıkmıştı. Biraz sonra, koyunlarını otlağa salmış, sırtını bir ağaca yaslamış bir çobanın, kavalıyla içli havalar çaldığını duydular ve oraya yöneldiler. Bir müddet gözyaşları içinde onu dinledikten sonra Yıldırım Bayezid Han:
“Çal çoban çal...Keyif de senin, rahat da senin. Kaybettiğin neyin var ki. Sivas gibi kalen mi gitti, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Çal çoban çal...”

Anneannecim, seni hiç unutmayacağım.

Saturday, March 31, 2012

Hazır mısınız?

Oğlum Arda,

Sen şu an 8 aylıksın ve uzun uğraşlar sonucu senin ilk bebeklik videonu hazırlayabildim. İşte ilk bebeklik hikayen..


Devamı gelecek.. ;-)

Wednesday, January 4, 2012

2012

Oğlum Arda,

Ailemiz ilk defa seninle beraber bir yıla üç kişi olarak girdi. Seni bize getiren 2011'e çok çok çok teşekkür ediyor, 2012 ve sonraki tüm senelerin ailemize ve tüm sevdiklerimize sağlık mutluluk, huzur ve refah getirmesini diliyoruz.


Yengeç Ailesi - 2011

Wednesday, November 23, 2011

Senin Türkün

Oğlum Arda,

Sen doğduktan sonra seni uyutmak için kucağımızda sallarken müzik de dinlerdik. Ben sevdiğim şarkıları sana dinletirken sen de uyuyordun.

Bir gün iş yerinde çalışırken ofiste Şükriye Tutkun'un seslendirdiği "Efem" türküsünü duydum ve çok beğendim. O günden sonra arada bir seni uyuturken bu türküyü söylerim. Galiba senin de hoşuna gitti. O zaman bu senin türkün olsun be "efem".

Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem

Oyna yansın cepkenin
Yansın güneşten tenin
Gün senin şenlik senin
Bayramın kutlu efem

Sabah yıldızı gibi
İçime doğdun efem
Bir yaz güneşi gibi
Bağrımı yaktın efem

Oyna yansın cepkenin
Yansın güneşten tenin
Gün senin şenlik senin
Bayramın kutlu efem

Thursday, November 17, 2011

Akman'ım Biçim Biçim

Oğlum Arda,

Bundan yaklaşık 6 yıl önce acemi bir makina mühendisiyken soya yağı fabrikasında işe girmiştim. İş görüşmesine gittiğimde bir insanla tanıştım. Aslında o bir insan değil. Böyle bir insan olamaz.bir insan olamayacak kadar iyi niyetli, alçak gönüllü, özverili, dost canlısı ve fedakar. Nesli tükenmiş canlılardan. Adı Akman Alper. Ben ona "Akman'ım biçim biçim" diyorum.

02.11.2011, Çarşamba günü abisiyle beraber seni görmeye geldiler. Abisi Altuğ'da dört dörtlük bir insan. Görgülü, bilgili, başarılı bir makina mühendisi. Geç tanıştık kendisiyle ama tanıştığımıza çok memnun olduk.

İşte ziyaretleri sırasında çektiğimiz fotoğraflar;


Sen ve Akman


Akman panikte!


Sen, Akman ve Altuğ


Akman'ım biçim biçim..


Son söz olarak bu türküyü tekrar söylemek istiyorum;

Akman'ım biçim biçim
Ölürüm Akman için
Alem bana düşmandır
Akman sevdiğim için, oy
Hele loy loy loy
Kibar yarim Akman'ım.
:)



Tuesday, November 1, 2011

Dayı

Oğlum Arda,

Şimdiye kadar senden çok önemli bir gerçeği sakladım. Senin bir dayın var. Adı da Kadir. Namı değer "Kadomer". (Anlamını sorma, daha yaşın çok küçük, söyleyemem. Ha bu arada takma adın telif hakkı da bana aittir. Kendisine annenin takmış olduğu farklı bir takma isim olmasına rağmen, bu isim daha şık durdu, yakıştı, zengin gösterdi.)

Şimdi diyeceksin ki; "Babacığım, madem bir dayım var idi, bunu sen benden ne diye sakladın bunca zaman?" O zaman ben de sana derim ki; "Yakışıklı oğlum benim, ben ne diye senden dayın olduğunu saklayayım. Manyak mıyım ben? 'Bunca zaman' dediğin ne ki? Daha 3. ayını yeni doldurdun, hala bebeksin. Biraz önce şöyle bir blog'a bakayım dedim ki ne göreyim? Dayının emsali geçmemiş kaç aydır. Yuha dedim kendime. İşte şimdi yazıyorum." Sen de dersin ki "Haa.. Tamam o zaman."

Dayın haddinden fazla uzun bir insan. "Kız halaya, oğlan dayıya çeker" lafı doğru ise senin boyun da hayli uzun olabilir. Kendisi Batman'da öğretmenlik yapıyor. Senin doğduğun yıl dayın Batman'da 5 .senesini dolduruyordu. Yaz tatillerinde ve uzun tatillerde İzmir'e geliyor.



Dayın bir "King" duayenidir. Hakkını vermek lazım. Şimdiye kadar 50 oyun oynadıysak 45'ini kazanmıştır. Genelde annen, deden, ben ve dayın oynarız king'i. Büyüyünce söyle dayına öğretsin sana da. Zira annen öğretirse kuyunun dibinden gelir sesin, karanlıklarda kaybolursun :) Anlamını anlarsın sonra.

Bir de PES oyunu var. O konuda da iyidir. Lakin ilk zamanlar dayınla Uğur amcan bir olup beni turnuvalarda yenince bana bir hırs geldi. O Batman'da iken ben her fırsatta PES çalıştım. Sonra bunlar gelince yine turnuva yaptık. Dayını bir yendim kiii... Oooofff.. Yer misin yemez misin... Bir, iki, üç.. Dayın "Artık PES!!" demedi ama demiş kadar oldu. Kendisi bunu yalanlayacaktır ama bu böyledir bilesin.

Sonuç olarak dayın eğlenceli bir insandır. Sen büyüdüğünde bol bol takılırız beraber.